Denizlerde Sen...

Sıradan şeyleri seviyorum ben; deniz kıyısında gezinmeyi, midye kabuğu toplayıp kendime kolye yapmayı... Sıradan şeyleri özlüyorum ben; limaları mesela… Belki sen bir limanda inmiş beni arıyorsundur diye… Hayat firuze nehri gibi içime doğru aksın ve beni hırpalamasın istiyorum… Sevdiklerim bana bir sarmaşık gibi dolansın ve sonsuza dek hiç bırakmasın… Oysa… Senin gezdiğin kıyıların çok uzağındayım… Havada deniz kokusu, aramızda yıllarımı çalan yokluğun var…
Bir de asana dayalı yosun kokulu gözlerin…
Aramızda denizler
Denizlerde sen
Çaresizim ben
Çünkü;

Yoksun sen…

Sularda yorgun akşam ben yangın telaşlarında; çırpınır kalbim çırpınır!.. Bu özlemi sen başlattın, ben yalnızca boyun eğdim. Beni bir elbise gibi kendi ruhundan soyup zaman dışı bir adımla gittin… Gittin… Ben, ardından yollara düştüm, her limanda, her kıyıda aradım seni sonsuzca… Gidişin sana olan sevgimin sonu değildi, sonu değildi içimdeki o kafirûn kokusu nefesinin. Sen gidince ben içime doğru çıktığım bütün yolculuklardan geri döndüm. Sen gidince ben ruhumun gurbetine düştüm. Sen gidince ben kendimi bile unuttum… Gemiler geçer uzaklardan, beyaz bir hüzün soluklanır… Çırpınır ruhumda akşam çırpınır!..
Havada deniz kokusu, aramızda yıllarımı çalan yokluğun var…
Bir de asana dayalı yosun kokulu gözlerin…
Aramızda denizler
Denizlerde sen
Çaresizim ben
Çünkü;
Yoksun sen…

Beni bu asrın sokaklarında kaybetmemek için böyle sahip çıkıyorsun belki de? Bu ayrılık benim için gerekli anlıyorum. Bunun için her şeyi ama her şeyi daha anlaşılır kılmak için izler, işaretler koyuyorsun önüme… Bense… Bense inatçıyım bunu anlamak bile istemiyorum… Belki de haklısın, ben iflah olmak istemiyorum. Bu dünya benim zannettiğim gibi değildir belki de. Hepsi olmasa da birbirini seven aileler vardır hâlâ. İnsanlar işyerlerinde dürüstçe işlerini yapıyordur. Belki şu adam turisti kandırmaya çalışmıyordur. Belki de mevsimler değişmedi, bu güneş alerjisi semayı deldiğimiz için değildir. Geceleri bu şehrin üzerinden yine ervah geçiyordur, dualar bizi koruyordur… Bilmiyor değilim bütün bunları. Biliyorum hayat belki de avuçlarımda… Ama yine de çırpınır kalbim çırpınır…
Havada deniz kokusu, aramızda yıllarımı çalan yokluğun var…
Bir de asana dayalı yosun kokulu gözlerin…
Aramızda denizler
Denizlerde sen
Çaresizim ben

Çünkü;

Yoksun sen…

Sonra gitmek isterim buralardan. Gitmek isterim kendime… Verdiğim onca mücadeleden sonra her şeyi terk edip kaçmak buralardan. Gitmek isterim hep ertelediğim yolculuklarıma… Budur benim o garip hasret hikâyem… Sana duyduğum o saf hasret var ya? Fuzuli 'benim helakimin zehri kavuşmamda' demiş ya? Belki de buymuş derim, buymuş benim aradığım… Sonra bulduğum bir çeşmede yüzümü yıkar gözyaşlarımı gizleyerek hayatın içine, masama, ofisime dönerim… Sensizliğin, yokluğunun, kimsesizliğimin, burukluğumun garip hüznüyle... Sonra iyi ki gitmişim derim, iyi ki kaçmışım senin bulunduğun denizlerdeki o kıyıya… İyi ki tuz basmışım o yusun kokulu sularınla yaralarıma… Gemiler geçer o an çok uzaklardan, beyaz bir hüzün soluklanır… Çırpınır ruhum çırpınır!..
Havada deniz kokusu, aramızda yıllarımı çalan yokluğun var…
Bir de asana dayalı yosun kokulu gözlerin…
Aramızda denizler
Denizlerde sen
Çaresizim ben
Çünkü;
Yoksun sen…

Oysa ne kadar çok geldim sana, ne kadar çok bu denizlere… Deniz sudur zaten nereden bilsin ki susuzluğu? Ben işte önünde korkusuzca açtım sana bütün yelkenlerimle varlığımı… Ağladım, isyan ettim, kendimi atıp boğuluncaya, sulara gömülünceye kadar açıldım yokluğun denizlerine… Gözyaşlarım karanlık sulara karışırken varlığın ve yokluğun o ince sınırlarında çırpındım, çırpındım!.. Sonra anladım ki, bu dünyaya ait bütün istekler benim ayağımı bağlıyormuş, sana gelemeyişimin sebebi senin uzakta olman değilmiş. Bunu bilmediğimi mi sanıyorsun? Ama işte hâlâ iyileşmek istemiyorum, inad ediyorum! Bir kere geldim kıyılarına çıplak ayaklarımla… Ben neyi özlesem o beni benden koparıyor. Bense kurtulmak isterken hayattan, hayat beni yanına çekiyor. Artık özlemeyeceğim dede, senden başka hiç kimseyi, çünkü en çok sen yokken var oluyorsun yanımda… Ben özlediğim kim ve ne varsa bu hayatta, hepsini getirip sana atıyorum. Sana şikâyet ediyorum… Kıyıya vuran onca ceset yanımda, senin yokluğundan daha sahici olan hayalinle avunuyorum. Her gece bu denizlerde üç büyük sandukadan yeşil gemiler yüzer; çırpınır kalbim, çırpınır!..
Havada deniz kokusu, aramızda yıllarımı çalan yokluğun var…
Bir de asana dayalı yosun kokulu gözlerin…
Aramızda denizler
Denizlerde sen
Çaresizim ben
Çünkü;
Yoksun sen…

Oysa ben artık beni bu denizlere sürükleyen varlığınızla arınmak istiyorum… Ne arıyorum ben bu limanlarda? Neden bana ait her şeyi kucaklayıp her gece denize atıyorum? Evet biliyorum boşunaymış bunca kırgınlıklar, incinmeler, sordum kendime sordum!.. Öfkemin en doruğa çıktı o anlarda bile, nereye gidiyorsun, ne yapıyorsun sen? Ne işin var bu kıyılarda? Ne kadar uzaklaşsam da er-geç döndüğüm yer yine bu denizlerin önüydü… Her gece yemyeşil bir fanus gibi yüzen sandukalarınıza ulaşmak için yürümek isterdim bu denizin üzerinde… Hissettiğim yere kadar gelebilmek yanınıza… Ne olur artık beni engelleme dede… Belki kendimi bulurum orada, belki bulamam… Ama ne olursun artık beni bu kıyılarda kendimle ıssız bırakma!.. Gel lütfen ve bir daha gitme hiç, hep gözümün önünde ol ne olur.
Havada deniz kokusu, aramızda yıllarımı çalan yokluğun var…
Bir de asana dayalı yosun kokulu gözlerin…
Aramızda denizler
Denizlerde sen
Çaresizim ben
Çünkü;

Yoksun sen
Yoksun...

0 yorum:

Loading...